''Bir adamın yapabileceği şey, Violette!''

Ne yazık ki tarih kimi zaman büyük ihanetleri göz ardı etmeyebilir. Dünya ve Fransa spor tarihinin en ünlü kadın sporcularından olan Violette Morris'i ve tarihine ihanet etmenin tokat gibi bir ödülle biten hikâyesini okuyacaksınız. 

Violette Morris, 18 Nisan 1983'te aşıklar şehri Paris'te hayata merhaba dedi. Violette, 6.çocuktu. Maddi imkansızlıklarla boğuşan ailenin son gözbebeği, aileye belki de büyük bir şans getirebilirdi. Çocukluk yılları ve gençlik yıllarının büyük bir bölümü Manastır'da geçti. Onun için yıllar sessiz sedasız geçiyordu. Çok küçük yaşlardan bu yana gizli saklı yürüttüğü gönül oyunları yavaş yavaş onun kimliğinin lezbiyen olduğunu ortaya çıkarıyordu. Söylentiler başlamış, Violette dikkat çeken bir isim olmuştu. İnsanların önyargılarını kırmak adına  tek yapacağı şey, evlenmekti. O da bunu yaptı ve 31 yaşında iken Joseph Gouraud  ile dünya evine girdi.

Violette, güçlü bir fiziğe sahip oluşu nedeniyle, savaş halinde olan Fransız Ordusu'na sunuldu. Hemşirelik yapıp, yaralılara ilk müdahaleyi savaş alanında yapacaktı. Gerçekten zor bir görevdi. Violette, her ne kadar güçlü bir fiziğe sahip olsa da hassas duyguları onu romantizm yaşamaya itiyordu. Fransız Ordusu için kanlı ve çok uzun süren Somme ve Verdun savaşlarında Almanlar'a karşı başarıyla görev aldı.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Violette radikal bir karar alarak 9 yıldır aynı yastığa baş koyduğu Josehp'den yok yere boşandı. O zamanki toplumun kültürel yapısı bu boşanmayı hiç de hoş karşılamadı. Violette, buna rağmen tüm zorlukları göze almış, arzularının peşinden koşmayı yeğlemişti.

Ordu'da görev aldığı süre zarfında fiziği bir bayan kıyasla çok daha kaslanmış ve güç kazanmıştı. Gülle ve disk atmaya başlayan Violette, başlarda hobi olarak yaptığı bu sporda, gittikçe donanımlaşarak başarılı bir sporcu haline gelmeyi başardı. Bu spordaki başarısıyla 1917-26 yılların tüm ülkenin sayılı sporcularından olan Violette, Paris Olimpiyatları'nda ülkesi için yarışacaktı. Bu, ülke tarihinde bir ilkti. İlk kez bir kadın sporcu, Fransızlar adına Olimpiyatlar'da boy gösterecekti.

Violette'in göz kamaştıran yetenekleri arasında birçok spor dalı vardı. Neredeyse on parmağında on marifeti vardı da diyebiliriz. Polo sporundaki başarısı onu yeniden milli takım saflarına taşırken, bu kez konumu çok daha  farklıydı. Polo'da bir kadın takımı yoktu, erkek milli takımına seçilmişti. Savaş yıllarında en kanlı cephelerde mücadele vererek dövüşmeyi de öğrenmişti. Bir erkek kadar kendini koruyabilen Violette, aynı zamanda boksörlük de yapıyordu.Yol bisikleti, motosiklet (bu sporda dalında Dünya'daki ilk kadın), oto yarışları, binicilik, tenis, okçuluk, dalış, halter ve güreş onun başarıyla yaptığı diğer branşlardı. Futbolun dışında neredeyse her sporu başarıyla yapabilen bu kadın, atletlik kariyerinde 1921 ve 1924 yıllarında zirveye çıktı. Halk, artık bu güçlü kadını bir sembol olarak görüyor ve şu sloganla tanımlıyordu:  "Ce fait qu'un homme, Violette peut faire le!" Yani, ''Bir adamın yapabileceği şey, Violette!'' 

1920'li yıllardaki Fransız kadın modeli için Violette'in yaşam tarzı pek de uygun değildi. Sıradışı hayatı yüzünden çoğu zaman tepkiler topladı. Başarılı sporcu kimliği, bu tepkilerin üzerini biraz olsun örtebiliyordu. Geleneksel bir Fransız kadınından çok farklı olan Violette, gece hayatını, şarapları en çok da güzel kadınları sevdi. Samimi parti ortamları ve bitmek tükenmek bilmeyen gece hayatı, onun sporculuk kariyerini de olumsuz etkiliyordu. Üstelik, neredeyse günde 2-3 paket sigara içiyordu.

Dünya'nın bir kanunu vardır. Başarılı ve erdemliyseniz, yaptığınız her işte; kıskanç ve zalim insanlar yakanızdan ayrılmaz. Violette'in lezbiyen oluşu, muhafazakar kesimden çatlak seslerin yükselmesine neden oluyordu. Bu sesler, Fransa Kadın Atletizm Federasyonu'nu da sardı. Federasyon, Violette'in lisansını yenilemeyi reddetti. Sporcu, 1928 Yaz olimpiyatları kadrosundan ihraç edilmişti. Kendisi gibi ünlü bir atlet olan sevgilisi Raoul Paoli, ahlak eksikliğine atıfta bulunarak, lezbiyen ve biseksüel  ilişkilerini açıkladı. Paoli'den ayrılan Violette, daha kolay yarış arabasını kullanmak amacıyla göğüs ameliyatı oldu. 1928 yılında aktif spor hayatının son demlerini yaşayan Violette, Paris'te kendi ismini tanışayan bir mağaza açtı. Otomobil parçaları ve yarış arabaları üzerine açtığı bu mağazada yeniden sakin yaşamına dönmek istiyordu.

Violette'in göğüslerine veda etmesi yarış sporucu için değerli bir örnek teşkil etti. En nitelikli kadın pilotlardan biri olan Stripped, Violette ile profesyonel anlamda motor sporlarının gelişmesine ve başarılar kazanılmasında öncülerden oldular. Ameliyat sonrasında, çok daha rahat direksiyon başına geçen Violette, 1922 yılında 750 cc kategorisinde Paris-Pyrénées yarışında damalı bayrağı görmeyi başaran ilk pilot oldu. Bu zaferden sadece bir yıl sonrasında ise kazanmak için geri döndü ve  Paris-Nice yarışında yine podyumdaydı. Başarılarının ardı arkası kesilmiyordu. Pistleri toz duman eden bu güçlü kadın, 1926 yılında San Sebastian Grand Prix'ini kazandı ve yine bir yıl sonra 24 saat BNC direksiyonunda kalarak, Paris Bol d'Or ödülüne layık görüldü. 1934 yılında kazanmış olduğu Dolomites Rallisi ise onun son yarışı olacaktı.

Morris Violette'in asıl hikayesi 1935 yılının Aralık ayında başladı. Nazi Almanyası tarafından türlü oyunlar ile kandırıldı. Adolf Hitler'in  kişisel emriyle, onur konuğu olarak 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları'na katıldı. Buna karşılık Nazi Almanyası'nın çok gizli ve tehlikeli planları vardı. Fransızların Dünya  Savaşı'nda surlarla ördüğü koruma hattı, Maginot Hattı'nın stratejik planlarını ve Paris'in korunma şemasını Violette'den öğrenmekti. Naziler, hedeflerine ulaşmışlardı. Violette'den edinilen bilgiler, 1940 yılında Almanların Paris'i işgal etmesinde hayati bir rol oynadı.

Alman işgali sırasında Violette, Seine nehri üzerindeki konağında çok rahat bir yaşam sürmekteydi. Bu ihanetin bedeli ağır olmalıydı. Fransızlar  tüm bu yaşananlardan sonra Violette'nin ölüm fermanını çoktan yazmışlardı. Takvim yaprakları 26 Nisan 1944'ü gösterdiğinde, uzun ve sessiz bir yolda direksiyon başındaki Violette, ölümün ensesinde olduğunu derinden hissediyordu. Soysuzlar Çetesi'ni andıran bir Fransız direniş grubu tarafından kurşuna dizilerek hayata veda etti. İhanet etmiş, ihanetin bedelini ödemişti. O gün yanında bulunan 2 masum yardımcısı da Violette'nin kötü kaderinin kurbanı olarak, hiç olmuşlardı.

Fransa'nın en önemli sporcularından olan Violette'in delik deşik olan cansız bedeni, sıradan bir Fransız mezarlığına gömüldü. İsmi hiç önemli değildi, o artık bir vatan hainiydi. Önce ülkenin gururu olmayı, ardından vatan haini olmayı tercih etmişti. Hani bir söz var ya.. Hayat size türlü roller yükleyebilir ancak 'hayat tercihlerinizdir.'