4 Mart 2012 Pazar
Espiriden İyi Anlarız (!)
Almanya Bundesliga’da en yakın takipçisi Bayern Münih’in 7 puan önünde liderlik koltuğunda oturan, Jürgen Klopp’un öğrencileri Dortmund, dün Mainz ile karşılaştı. Mainz karşısında oyunun her bölgesinde üstünlük kuran ve 2-1 ile kazanan sarı-siyahlılara, Mainz adına golü atan isim ise eski bir Dortmundlu M.Zidan oldu.
Tüm bu detayları bizlere neden yazıyorsun? Senin amacın ne kardeşim, git işine diyebilirsiniz.Emin olun, ben olsam derdim ancak ta ki bu satırları okuyana kadar..
Şimdi, asıl meselemize geçelim.
Dortmund – Mainz karşılaşması öncesi Jürgen Klopp, M. Zidan'a "bugün gol atma" diye bir mesaj yollamış. Yani, Bundesliga lideri takımın teknik direktörü, rakip forvete bugün bizi zorlama, gol atma anlamı taşıyan bir mesaj atmış..Doğru mu? – Doğru.
Peki, bu mesajın içeriğini ve tüm bu olanları kim ortaya çıkardı? Asıl can alıcı soru bu değil mi? İnsanların kafalarında epey soru işareti yaratan soru tabii ki bu olmalıdır. Hemen bu can alıcı sorunun cevabını da verelim. İlk bakışta, dehşet verici bir olay gibi gözüken bu durumu, ikili, maç sonunda yayıncı kuruluşa ‘espirili bir şekilde gülerek’ anlattılar.Yayıncı kuruluş yorumcuları da bu mesaja sadece gülerek tepki verdiler.
‘Aman Allah’ım bu ne rahatlık yahu’ der, dediğinizi duyar gibi oldum. Şimdi şapkayı önümüze koyalım, varsa bir boy aynası da bulalım.Sigara içiyorsak hızlıca bir ateş yakıp, hemen duman alalım.Kaybedecek vakit yok..
Bizim yaşadığımız topraklarda bu olay yaşansa idi, Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi savcısı olaya el koyardı? Evet, sert oldu değil mi? Savcıya geçmek biraz sert oldu… Savcıdan önce ‘11 numaralı futbolcu kimdi ya’ diye ekran başında ahkâm kesen spor yorumcuları bu işe el atar, saatlerce hatta haftalarca bu olay konuşulur ve ahlâk sınırlarını zorlayacak şekilde beyanlar verilirdi. Çünkü bizler, suçlu aramayı, suçlu yaratmayı ve sporun güzelliklerinin dışında tüm olayları konuşmayı seven bir millet değil miyiz? Karamsar olmak yakışmaz ancak bu böyle değil mi?
Tamam tamam..Karamsarlık şöyle dursun, biraz da iyimserlik yapalım. ‘Bizler, espiriden anlamıyor veya kötü bir espiri anlayışına sahibiz diyelim.’
Düşündüm de,
Böyle de olmazki..
13 Şubat 2012 Pazartesi
Geleceğin Süper Solakları!
2012 yılına damgasını vurmasını beklediğimiz sol ayaklı genç futbolcuları sizler için analiz ettik.Bu listede adını sıkça duyduğunuz genç isimlerin yanında, adından yavaş yavaş söz ettirecek isimler de yer alıyor.
1-Xherdan Shaqiri
Listemizin ilk sırasında Galatasaray'ın da uzun süre peşinden koştuğu İsviçreli yıldız Shaqiri yer alıyor.İsviçre futbolunun son dönemde dünya futboluna armağan ettiği en önemli isimlerden biri olan Shaqiri, UEFA 21 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'ndaki başarılı performansı ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.Sahada, orkestra şefi gibi takımını yöneten İsviçreli maestro henüz 20 yaşında olmasına karşın Basel forması ile 100'e yakın maça çıktı.Yıldız kanat oyuncusu patlayıcı hızı ve top tekniği ile göz doldururken daha şimdiden 20'ye yakın İsviçre milli takım formasını giymeyi başardı.Ara transfer döneminde Bundesliga'nın dev kulüplerinden Bayern Münih'e transfer olan Shaqiri'nin gelecek yıllarda İsviçre futboluna damgasını vurması bekleniyor.
2-Lewis Holtby
Sürekli üreten Alman altyapısının önemli isimlerinden biri olan Holtby, Schalke forması ile Bundesliga'da boy gösteriyor.Süper sol ayağının yanında, oyun içinde tam bir lider özellikleri taşıyan 21 yaşındaki Alman yıldız, 2010 yılında ilk defa çağrıldığı Alman milli takım formasını 2 kez giyme başarısını gösterdi.25 kez terlettiği Schalke forması ile 6 gol ve 2 asist istatiklerine sahip olan Holtby, Almanya'nın EURO 2012 kadrosunda kendine şans bulursa büyük bir gelişim gösterebilir.
3-Kevin Strootman
Hollanda futbolunun son dönemde yetiştirdiği en iyi orta saha oyuncularının başında gelen Kevin, Utrecht forması ile göstermiş olduğu başarılı performansın ardından PSV'ye transfer oldu.PSV'deki başarılı performansı sayesinde Hollanda milli takım formasını 10 kez terletmeyi başaran Strootman, oyun tarzı ile lejyonerimiz Nuri Şahin'i anımsatıyor.Oyunu okuyuşu ve yönlerdirmesi ile büyük beğeni toplayan yıldız oyuncu, bu gelişimini sürdürdüğü taktirde FİFA 2014 Dünya Kupası'nda Hollanda milli takımının kaptanlık pazı bandını bile takabilir.
4-Tim Matavž
Sloven forvet Matavž, Strootman'ın yolundan giderek Groningen'den PSV'ye transfer oldu.88 kez terlettiği Groningen forması ile 37 gol kaydederek hatırı sayılır bir istatistiğe imza atan Sloven yıldız, Eredivise'de bu sezon PSV forması ile 18 maçta 12 gole imza attı.Liverpool başta olmak üzere Premier Lig'in önemli temsilcileri tarafından yakın markaja alınan Tim, bakalım gelecek yıllarda PSV'nin Kežman veya Ruud Van Nistelrooy'u olabilecek mi? Bu sorunun cevabını zaman gösterecek olsa da Tim'in bu sezon attığı gollerle adından sıkça söz ettireceğini garanti edebiliriz.
5-James Rodríguez

Güney Amerika'nın yetenek avcısı Porto, 20 yaşındaki Kolombiyalı James Rodríguez'i kadrosuna katarak büyük iş başardı.Öyleki Porto forması ile çıktığı 27 maçta rakip filelere 10 gol atma başarısı gösteren bu genç, Portekiz Ligi'ndeki ilk sezonunda müthiş performansı ile parmak ısırttı.Bir kanat oyuncusu olmasına karşın, golcü özellikleri ile de ön plana çıkan James, hızı ve güçlü fiziği ile savunma oyuncularının çekindiği bir oyuncu olmayı başardı.Falcao ve Guarin'in ardından Porto'nun Avrupa futboluna armağan ettiği son Kolombiyalı olan genç yıldız, bu performansını devam ettirdiği taktirde gelecek yıllarda Porto'nun ondan yüklü bir kazanç sağlaması sürpriz sayılmaz.
6-Romelu Lukaku
Henüz 18 yaşında olmasına rağmen Anderlecht forması ile tüm Avrupa'ya ismini ezberletmeyi başaran Belçikalı yıldız, güçlü fiziği ve hava toplarındaki başarısı ile dikkat çekiyor.Anderlecht'de toplamda 73 kez forma giyen Lukaku, rakip fileleri 33 kez havalandırmayı başardı.Chelsea adına ise 12 kez mavi formayı sırtına geçiren golcü, henüz golle tanışamamasına karşın taraftarların büyük desteğini almayı başardı.Teknik direktör Villas Boas'ın şimdilik tercihleri arasında yer almayan Belçikalı yıldız, Drogba'nın ilerleyen yaşı ve Torres'in formsuz görüntüsü sayesinde ilerleyen zamanlarda Chelsea adına önemli bir koz olacaktır.
7-Ryad Boudebouz
Fransa ligi ekiplerinden Sochaux kanat oyuncusu Cezayirli Boudebouz, istikrarlı ve sürekli gelişen futbolu ile Fransa Ligi'nde dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.Ryad, alt sıralardan kurtulma çabasında olan takımı Sochaux formasi ile bu sezon 19 maça çıktı.Bu maçlarda 5 gol ve 3 asistlik istatistiğe sahip olan genç yıldız, 2008 yılından bu yana Fransa Ligi'nde top koşturuyor.Fransa futbolu son dönemde Premier Lig ekiplerinin epey ilgisini çekmeyi başardı.Ara transfer döneminde Cezayirli yıldızın Ada yolunu tutacağı sıkça yazılsa da bu transfer şimdilik gerçekleşmedi.
8-Erik Lamela
Arjantinli genç yıldız, tarihinde ilk kez küme düşen River Plate'den ayrılma kararı alarak çizme yolunu tuttu.Roma forması altında Avrupa'ya yeteneklerini sunmayı hedefliyen Lamela, Roma teknik direktörü Luis Enrique'nin gözüne girmeyi fazlasıyla başardı.Erik'in topa vuruş ve oyun tarzı bizlere Real Madrid forması giyen bir diğer Arjantinli Di Maria'yı hatırlatıyor.Gelecek yıllarda Lamela'nın müthiş sol ayağından daha yüksek sesle konuşacağımızı tahmin ediyoruz.
9-André Ayew
Ayew, müthiş yetenekleri ile gelecek dönemde Afrika'nın süper starı ünvanını Drogba'dan alabilir.Ganalı yıldız, bu sezon Marsilya forması ile Fransa Ligi'nde 17 maça çıkarken, bu başarılı performansını 6 golle süslemeyi başardı.Ayew'i kanatlardaki hızı ve çalım atabilme özellikleri ile gelecek yıllarda Marsilya ve Gana formaları altında yine ön planda görebiliriz.
10-Jan Vertonghen
Şimdiye kadar listemizde herhangi bir savunma oyuncusuna yer vermedik.Listemizdeki tek savunma oyuncusu olan Jan Vertonghen'in Belçika futbolu için yeri çok ayrı..Ajax'ın korkusuz kaptanı ve sahaki lideri Vertonghen, savunmada güçlü fiziği, hızı ve önemli kademeleri ile Amsterdam'da kısa zamanda Ajax taraftarının sevgilisi haline gelmeyi başardı.Ajax'ın takımda kalması için büyük uğraş verdiği ve günden güne talipleri artan genç savunmacı, Belçika milli takımı ile katılacağı EURO 2012 turnuvasındaki performansı ile kariyerini bir üst seviyeye taşıyabilir.
12 Şubat 2012 Pazar
Onlar Da Penaltı Kaçırır!
Futbolda gole giden en kolay yol gibi gözüken penaltı vuruşları, topun başındaki oyuncunun konsantrasyonu ile arasındaki bir sınavdır.Tribünde bekleyen büyük sabırsızlık ve gerilim dolu dakikalar, topun ağlarla buluşması ile birlikte yerini çoşku ve sevince bırakır.Ancak bazen o top, filelere değmeden kalecinin ellerinde kaybolabilir, hatta doğrudan taraftarlarla bile kucaklaşabilir.Bu gibi durumlarda beyaz noktaya gelen oyuncu ve taraftarı için büyük hayal kırıklıkları, kale direkleri arasında bekleyen eldiven için ise büyük gurur dakikaları başlıyor, demektir.
Dünya futbolunun duran toplarda en önemli isimleri bile kimi zaman bu hayal kırıklıkları ile karşıya karşıya kalabilirler.Bu isimler arasında Beckham’dan, Del Piero’ya kadar birçok önemli ismin olduğunu biliyor muydunuz? Şimdi, merakla izleyeceğiniz dünyaca ünlü futbolcuların komik penaltı hikayelerini sizlerle paylaşıyoruz.
1-CHRIS WADDLE
Listemizin ilk hikayesi İtalya'dan..1990 FİFA Dünya Kupası’nda İngiltere, yarı finalde Batı Almanya’ya penaltı vuruşları sonrasında mağlup oldu.İngiltere adına penaltı vuruşu için beyaz noktaya gelen genç yıldız Chris Waddle, top ile kaleyi buluşturamayarak Batı Almanya’ya galibiyeti hediye etti.
2-DAVİD BECKHAM
İngiltere ve Dünyanın en büyük duran top uzmanı olarak kabul edilen David Beckham, İngiltere’nin çeyrek finalde Portekiz ile penaltı atışlarına uzanan mücadelesinde kendisinden beklenmeyecek kadar kötü bir vuruşla topu, Ricardo’nun koruduğu kaleye gönderemedi.
3-FRANCK RİBERY
Fransız futbolunun simge futbolcularından Franck Ribery, Bayern Münih forması altında kullanmış olduğu penaltı vuruşunda Stuttgart kalecisini geçmeyi başaramadı.Estetik bir vuruşla penaltıya gole çevirmek isteyen Fransız, bu penaltı vuruşu sonrasında epey tartışıldı.
4- DEL PİERO
Bir duran top ustası ve İtalyan futbolunun yaşayan efsanesi Del Piero, Barış Kupası’nda Aston Villa kalecisini mağlup etmeyi başaramadı.Vuruşun ardından bu kötü penaltıya İtalyan yıldızın kendisi bile inanamadı.
5-NEYMAR
Brezilya futbolunun son dönemdeki en büyük yıldızı, Santos forması giyen Neymar da Ribery gibi penaltı noktasına geldiğinde topu estetik bir vuruşla filelere göndermeyi planlıyordu.Ancak o da estetik vuruşunun kurbanı oldu diyebiliriz.
6-PAT NEVİN
Sırada, listemizin belki de en başarısız penaltı vuruşlarından biri var.1984-85 sezonunda Chelsea ve Man City’i Stamford Bridge’de buluşturan mücadelede Chelsea efsanesi Pat Nevin’in kullanmış olduğu penaltı, herkes tarafından sadece büyük şaşkınlık ile izlendi.
8 Şubat 2012 Çarşamba
Wenger’in 10 Efsane Transferi!

Arsene Wenger, uzun yıllardır Arsenal’in başında olmasına rağmen kulüp onun yönetiminde az sayıda kupa kazandı.Bu yönüyle birçok eleştiri toplayan Fransız çalıştırıcı, yetenekli gençleri Arsenal kadrosuna çok küçük yaşlardan itibaren kazandırması ile de büyük saygı kazanmıştır.Bu genç oyuncular tecrübeli teknik adamın gözetiminde zamanla birer dünya yıldızı haline gelmişlerdir.Bu başarısı ile Fransız çalıştırıcı dünyanın en iyi oyuncu gözlemcisi olarak da kabul edilir.
10: KOLO TOURE
Alış:150 bin euro
Satış:16 milyon euro
Arsene Wenger’in en doğru hamlelerinden biri olan Kolo Toure, ilk zamanlar Arsenal kadrosunda orta sahada görev yaptı.Oyuncu, orta alanda görev yaparken harika performansı ile büyük alkış topladı. Zamanla Toure orta sahadaki görevini savunmada yürütmeye başlarken, kimse Toure’nin dünyaca ünlü bir savunmacı haline geleceğini tahmin bile edemezdi.O dönemde savunmadaki partneri Sol Campbell ile ayrılmaz bir ikili oldular.Bu ikili o dönemde Arsenal ve Premier Lig’in en başarılı savunmacıları olarak gösteriliyordu.Toure zamanla formayı Gallas’a kaptırmaya başladığında takımdan da ayrılma kararı aldı. Arsenal Toure için gelen 16 milyon euroluk müthiş teklifi değerlendirdi ve oyuncuyu Man. City’e sattı.Wenger böylelikle bir oyuncudan nasıl kar edileceğinin büyük bir örneğini göstermiş oldu.Alış: 2.5 milyon euro
Satış: 5 milyon euro
Emmanuel Petit de Wenger’in ilk transferlerinden biriydi ve 10 yıl sonra gelen Arsenal’in ilk şampiyonluğunda kilit oyunculardan biri oldu. Orta sahanın tek hakimi olan Petit, partneri Viera ile birlikte çok uyumlu ve başarılıydı. Muazzam temposu, top kullanışı ve kesici özellikleriyle kısa zamanda taraftarın saygısını kazanmayı başardı.Petit olmadan Arsenal’in 1997/1998 sezonunda başarılı olması imkansızdı. Ayrıca bu oyuncu yaşı ilerlemesine rağmen Arsenal’den ayrılırken %100 karla satıldı. Arsenal için bu oyuncunun takımdan ayrılışı büyük bir darbe olarak gözükse de Wenger bu oyuncudan da kar yapmayı başardı.
8: SOL CAMPBELL
- İlk Bedelsiz Transferi
Sol, Wenger’in belkide en tartışılan transferlerinden biri oldu.Campbell, Arsenal’e katıldığında dünyanın en önemli savunma oyuncularından biriydi.O, Arsenal’in ezeli rakibi Kuzey Londra ekibi Tottenham’dan hiçbir transfer bedeli ödenmeden kadroya dahil edildi. Kolo Toure ile muhteşem bir ortaklık kurdu ve başarılı sezonlar geçirdi.Sol, Arsenal kariyerine 2 lig şampiyonluğu, 3 FA Cup ve 2 İngiltere Kupası sığdırdı.Campbell transferi Wenger’in ilk bedelsiz transferi olup, ön önemli transferleri arasına girmeyi çoktan başardı.
7: FREDRİK LJUNGBERG
Alış: 3 milyon euro
Satış: 3 milyon euro
Fredrik Ljungberg, Arsene Wenger'in transfer piyasasındaki araştırmacılığının mükemmel bir örneğidir.Fredrik, küçük bir ücret karşılığında satın alındı ve tüm ülke tarafından pek fazla adı duyulmayan bu İsveçli, Arsenal kariyerine çok hızlı bir giriş yaparak adını tüm dünyaya duyurmayı başardı.Özellikle kanatlarda hızı ile dikkat çeken Ljungberg, 300 maçta 71 gol atarak doğru zamanda, doğru yerde olmanın püf noktalarını da göstermiş oldu. Bu istatistik bir orta saha oyuncusu için gayet değerlidir.Fredrik, Arsenal ve Manchester United arasındaki büyük rekabetlerde attırdığı goller ve oyuna katkısı ile unutulmaz maçlar çıkardı. O, Arsenal forması altında toplamda 5 kupa kaldırmayı başardı.İsveçli için Wenger’in fantastik transferlerinden biri diyebiliriz.
6: NICOLAS ANELKA
Alış: 500 bin euro
Satış: 22.5 milyon euro
Wenger’in genç yıldızlarından olan Anelka, sadece 500 bin euroya Arsenal kadrosuna dahil edildi.Wenger’in vatandaşından büyük beklentiler vardı.Anelka, Arsenal forması ile Premier Lig’e fırtına gibi bir giriş yaptı. O, bu şaşırtıcı ve sükseli performansını 50 lig maçında atmış olduğu 23 golle süsledi. Arsenal’in çok büyük gelecek beklediği bu genç Fransız, Arsenal forması altında şampiyonluk yaşadıktan hemen sonra 22.5 milyon euro karşılığında Real Madrid’in yolunu tuttu.Anelka’nın Real Madrid’e satılışı birçok taraftar tarafından hoş karşılanmamasına rağmen Wenger bu oyuncunun transferinden gelen para ile Henry, Sylvinho ve Lauren gibi yıldızların transferlerini finanse etti.
5: MARC OVERMARS
Alış: 7 milyon euro
Satış: 25 milyon euro

Marc Overmars, başarılı Ajax kariyerinde 3 lig şampiyonluğu kazandı. Overmars, Arsenal’da harikalar yaratırken sezon içerisinde takımının 2 kupa birden kazanmasında büyük rol oynadı.Marc’ın Arsenal kariyeri taraflı tarafsız herkesin alkışını topladı.Hollandalı, Arsenal taraftarı tarafından en çok sevilen oyuncuların başında gelir. Marc’ın Arsenal’den ayrılışı taraftarlar tarafından büyük bir üzüntü ile karşılandı.Wenger ise bu oyuncunun transferinden %200 kâr elde etti.Arsenal, Overmars’ın gidişinin ardından Robert Pires, Sylvain Wiltord ve Lauren gibi önemli oyuncuları kadrosuna dahil etti.
4: CESC FABREGAS
Alış: 500 bin euro
Satış: 35 milyon euro
Wenger, Barcelona’nın arka bahçesinden kaçan müthiş yetenek 16 yaşındaki Fabregas ile profesyonel sözleşme imzaladığında herkesi şaşırtmıştı.Kimileri Wenger’in çok macera aradığını kimileri ise gelecek için büyük yatırım yaptığını savundu.Onun kendisini Arsenal’e bağlayan sözleşmeye imza atması ile birlikte çok yakın zamanda adını tüm dünyanın ezberleyeceği bir çiçek açmış oldu.Fabregas, genç yaşına rağmen günden güne Arsenal efsaneleri arasındaki yerini alırken Wenger’de genç isimlere yönelmeye devam etti.Arsenal için tüm varlığı ile yeşil çimlerin tozunu attıran genç İspanyol, muhteşem oyun zekası ve tekniği ile tüm dünyayı büyülemeye devam etti.Henüz 16 yaşındayken Arsenal forması ile ilk maçında İngiltere Lig Kupası karşılaşmasında Wolverhampton Wonderers ağlarını havalandırarak Arsenal tarihinin en genç gol atan oyuncusu ünvanını aldı.Viera’nın sakatlığı sonrasında forma şansı bulan genç Fabregas, ilk Premier Lig maçında Blackburn ağlarını da sarmayı başardı.Sadece 500 bin euroya girdiği Arsenal kapısından 35 milyon euro bedelle çıkan yıldız oyuncu, Wenger’in en iyi transferleri listesinde 4.sırayı fazlasıyla hak etti.
Alış:6 milyon euro
Satış: Bedelsiz
Marc Overmars’ın satışından elde edilen gelirle sadece 6 milyon euroya Arsenal’in yolunu tutan Fransız, Arsenal kariyerinde birçok başarılı maçlara imza attı.Dennis Bergkamp ve Patrick Vieria ile birlikte mükemmel bir ekip oluşturdular.Robert, Arsenal’in ofansif oluşumunda büyük rol üstlendi. 19 golle katkı sağladığı bir sezonda Arsenal tam tamına 84 gol atmayı başardı.Bir orta saha oyuncusu için bu istatistikler hiç de fena sayılmaz. Arsenal onun zamanında 2 lig şampiyonluğu, 3 FA Cup Kupası ve sayısız bireysel onur ödülü kazandı. Pires’in kariyer ödülünü bireysel olarak vurgulayacak olursak, 2001/02 sezonunda Futbol yazarları tarafından yeşil sahaların en iyi oyuncusu seçildi.Alış: 2.5 milyon euro
Sahada Dennis Bergkamp’dan izler taşıyan Hollandalının yeteneklerini kimse tartışamaz.Van Persie, Arsenal’in kapısından içeri girdiğinden bu yana taraftarın ve Wenger’in en gözde oyuncuları arasından yer almayı başardı.Kimi zaman Messi ve Ronaldo ile yetenekleri karşılaştırılan Hollandalı golcü, son vuruşları ve patlayıcı hızı ile Premier Lig’in en kaliteli forvetlerinden biridir.2011 yılını 35 golle kapatan Robin, Newcastle United’ın efsane golcüsü Alan Shearer’ın 36 gollük rekoruna yaklaşmış olsa da bu rekoru kıramadı.Wenger’in sisteminin önemli bir parçası olan Van Persie, şüphesizki Arsenal’deki gollerine hız kesmeden devam edecek.
1: THIERRY HENRY
Alış: 11 milyon euro
Satış: 16 milyon euro
Premier Lig’in gelmiş geçmiş en büyük golcülerinden olan Fransız yıldız, kuşkusuz kimsenin tartışamayacağı şekilde Arsenal’in en değerli transferlerinden biridir.Oyuncunun inanılmaz hızı ve son vuruşlardaki yeteneği Premier Lig’de Arsenal’i başarıdan başarıya koşturdu.O, Arsenal kariyerinde 2 lig şampiyonluğu ve 3 FA Cup Kupası kazandı.Arsenal’deki 5 sezonunda futbol yazarları tarafından 3 kez en iyi oyuncu ödülüne layık görüldü.Henry, 4 kez Premier League Altın Ayakkabı ve 2 kez Avrupa Altın Ayakkabı ödülünü kazandı.Bu ödülleri sadece birkaç Fransız oyuncunun kazandığını da ayrıca belirtmemiz gerekiyor. Süper Fransız, Arsenal ile 369 maçta 226 gol ve 92 asist ile olağanüstü bir rekora da imza atmıştır.Bugünlerde yuvaya geri dönmenin huzurunu yaşayan tecrübeli golcü, tartışmasız Wenger’in en değerli transferlerinden biridir.
HAZIRLAYAN: OĞUZ ALP TAN
7 Şubat 2012 Salı
Ada’nın Güiza’sı Torres (!)

El Nino lakaplı Fernando Torres’in, Chelsea’deki performansı ile son dönemde taraftarlardan işe yaramaz, büyük hayal kırıklığı ve yeteneksiz gibi sıfatları fazlasıyla işittiğini biliyoruz.Liverpool forması ile Ada futbolunun tozunu attıran İspanyol, Chelsea forması altında büyük bir düşüş yaşıyor.Öyle ki Liverpool kariyerinde Chelsea’ye attığı gol sayısı, Chelsea adına atmış olduğu gol sayısından daha fazla.Bu başarısız tablonun oluşumunu ve Torres üzerindeki etkisini detaylıca inceleyeceğiz.
Bir zamanlar dünyanın en iyi savunmacıları tarafından korkulan ve dünya futbolunun büyük saygısını kazanan İspanyol golcü, Chelsea kariyeri ile birlikte aniden düşüş yaşadı ve hatta şaka malzemesi haline bile geldi.Ancak Chelsea bu şaka malzemelerine konu olsun diye Torres için Liverpool’a 50 milyon euro ödemedi. Onlar Liverpool’da efseneye dönüşen El Nino’nun gollerini peş peşe sıralamasını umut ediyorlardı. Torres’in beklentilerin çok çok altında kalması bir psikolog’dan yardım almasını gerektirebilir.Ne psikologu diye hemen sorabilirsiniz.Cevap çok basit. Torres bir başka gol fırsatını kaçırdığında bu psikolog sorunun kaynağını tüm çıplaklığı ile ele alarak oyuncunun bu buhranlı dönemden bir an önce çıkmasına yardımcı olabilir. Torres’in bu başarısızlığındaki önemli noktaları dilerseniz detaylıca inceleyelim.
İngiltere’de pek çok futbol yorumcusu Torres’in takımın sistemine uymadığını düşünüyor.Torres’in bu başarısız performansı üzerine bu tarz düşüncelerin doğması çok normal karşılanabilir.Bu kadar olumsuz söyleme rağmen Portekizli çalıştırıcı Villas Boas, Torres kozundan henüz vazgeçmiş değil.Villas’ın açıklamalarına göre Torres takımın bir parçası ve takım için önemli bir değer taşıyor. Didier Drogba’nın Afrika Uluslar Kupası'nda oynuyor oluşu, Torres için bir şans olurken, Chelsea taraftarı bunu büyük bir handicap olarak görüyor. Açıkcası Chelsea taraftarının bu aşamada El Nino’ya güvenmekten başka çaresi de yok gibi gözüküyor.
Torres için bu süreçte takıma uyumluluğundan öte yeteneklerinin yetersiz olduğu bile yazılmaya başlandı.İngiliz basını Torres’e hakaretvari eleştiriler getirirken, teknik direktör Villas Boas için de ‘Torres’den imkansızı bekliyor, kendi kuyusunu kazıyor’ başlıklı haberler yapılmaya devam ediyor.Chelsea taraftarı El Nino’nun oyun içerisinde zaman zaman küçük patlamaları ve usta dokunuşlarını büyük ilgiyle izlese de ondan gol izlemek için umutlarını neredeyse kaybetmiş gözüküyor.Torres’in performansı korkunç tutarsız olsa bile büyük bir yetenek olduğu tüm dünya tarafından tescillenmiştir. Oyuncunun uyum ve yetenek eleştirilerinden öte zihniyet olarak psikolojisinde büyük hasarların oluştuğu da büyük bir gerçek.
Dünya futbolunun en değerli liginde, en değerli takımlarından birinde futbol oynuyorsanız, üzerinizde hiç yoktan büyük bir baskı hissedebilirsiniz.Premier Lig’de Fernando Torres’den başka hangi oyuncunun üzerinde bu denli büyük bir baskı var? Belki de kimsede yok.Bu sezon Man Utd’ın kalesini koruyan bir diğer İspanyol David De Gea’nın Torres kadar şiddetli olmasa da üzerinde büyük bir baskı olduğunu söyleyebiliriz.
Torres, 2010 Haziran ayında Rafael Benitez’in Liverpool’dan ayrılmasından bu yana ciddi bir stres altına girdi.Torres adına golsüz geçen bir Dünya Kupası’nın ardından yeni Liverpool menajeri Roy Hodgson onun patlayıcı hızı ve muhteşem şutlarını asla geri kazandıramadı.Oyuncunun bu düşüşüne Liverpool sahipleri Tom Hicks ve George Gillette ile devam eden hayal kırıklıkları da eklenince Torres için takımdan ayrılma vakti çoktan gelmişti.Sarı fırtınaya büyük ilgisi olan Londra’nın ‘mavileri’ Chelsea, bu transferi 50 milyon euroya bitirerek büyük bir sükse yaptı.
Ama Chelsea’nin fark edemediği ya da fark etmek istemediği nokta, Torres artık eski Torres değildi.Buna rağmen oyuncu yeni bir imza ve büyük bir baskı ile Londra’nın yolunu tuttu. Oyuncunun üzerinde kaybettiği formu yeniden kazanmak için aşırı baskı zaten vardı ama şimdi bu baskıya yeni çevreye uyum, kendini kanıtlamak için yeni bir kulübün yanı sıra, İngilizlerin 50 milyon euroluk rekor fiyat etiketi de eklenince oyuncu için yoğun ve stresli dönemler başladı.
Baskının fazla olduğu ortamlarda çalışmak, her zaman strese neden olur. Stres de başarısızlığın habercisi gibidir.Bu stres futbol dışındaki sporlar için performans kaygısı ile birlikte mükemmellik kamçılanıyor ve motive ediyor olsa da bazen sonuçları büyük hayal kırıklıklarına dönüşebilir.Artan stres, sporcunun daha fazla uyarılmasına yol açar ve bu uyarılma sporcunun en iyi yaptığı işde bile çoğunlukla başarısızlıkların gelmesine yol açar. Şampiyonlar Ligi ve Dünya Kupası gibi büyük turnuvalarda başarılı olabilme baskısı kimi zaman takımlar üzerinde beklenmedik başarısızlıkların oluşmasına neden olabilir.
Hiçbir futbolcu bu stres altında en iyi performansını gösteremez. Çok fazla baskı aşırı uyarılma ile birlikte belirttiğimiz gibi başarısızlığın habercisi olur.Başarısız bir futbolcuda fiziksel ve zihinsel faktörlerden mutlaka birinin eksik olduğunu görebilirsiniz.Bu eksiklik çoğu zaman özgüven kaybına yol açtığı gibi oyuncunun psikolojisini de büyük ölçüde bozar. Torres’in 23 maçta sadece 2 gol bulabilmesini bu nedenlerle açıklayabiliriz.Taraftarların sadece istatistik tablolarını düşündüğünü, futbolcunun tüm yeteneklerini bir anda yok saydığı da acı bir gerçektir.Torres’in ardından büyük umutlarla Liverpool’da kadroya dahil edilen Andy Carroll da benzer sorunlarla boğuşuyor.Carroll ve Torres’in içinde bulundukları psikolojik durum güven eksikliklerini de beraberinde getirdi.
Güven eksikliği, oyuncuda motivasyon kaybı ve başarısızlığı getirir.Bu kısır döngü kontrolsüz bırakılırsa, bir oyuncunun sezonu, hatta kariyerini bile tamamen yok edebilir.Torres’in yeniden eski performansına dönebilmesi için kafasının sadece futbola yoğunlaşması ve dışarıdan gelen tepkilere kulaklarını kapalı tutması gerekiyor.Oyuncunun tüm bunları layıkıyla yerine getirebilmesi için de uzmanlardan destek alması gerekiyor.Torres’in yanı sıra bu aşamada Chelsea taraftarının da 50 milyon euroyu bir kenara bırakıp, oyuncuyu tekrar kazanmak için duyarlı tutum ve davranışlar içerisinde olması şart! Aksi taktirde Torres’i bir daha geri kazanamamak üzere kaybetmek ile karşı karşıya kalmaları çok muhtemel gözüküyor.
Yazı Dizisi: Oğuz Alp Tan
